ZELZELE VE HİKMETİ

hqdefault

Zelzele ve Hikmeti   Deprem olarak dillendirdiğimiz ve yaşadığımız hadise aslında Zelzelenin birer mini provası, ön habercisidir.

Her nedense bu konuda insanlar aşırı iki uç olarak düşünüyorlar; kimisi sünetüllahı(ilahi kanunları) fark etmiş, kendine mal ederek o öğrendiklerini doğa olayları olarak değerlendiriyor, ki o konuda da daha bilmedikleri çok şey var; hala hayvanlar kadar dahi bilgi sahibi değiller; karıncaların, köpeklerin depremi nasıl hissettiklerini anlamaya çalışıyorlar.

Kardeşim Mülk Allah’ındır, onun ilmi olmadan bir yaprak dahi yerinden kıpırdanamaz. Tabiat ana, Doğa baba diyerek kendinizi avutmayın, yazıktır günahtır.   Kimi sofi meşrep kardeşler de araştırmacıların bilgisini inkâr edip, hiçe sayıp deprem hadisesini öldürme ve cezalandırmaya endeksli değerlendiriyorlar. Sanki bir kavim yanlış yaparsa deprem ile cezalandırılıyormuş. İki düşünce de aşırı uç ve ifrattır.

Deprem uzmanlarının bildikleri bir şeyler de var, ama o bildiklerinden daha öte ilahi kudret ile bu mini zelzeleler oluyor. Mülk Alah’ın tasarrufundadır. Kainatın sahibi O’dur. Bilim insanları kainatın büyüklüğü karşısında dünyayı yumurta büyüklüğünde bir cisimciğe benzetiyorlar. Biz yedi milyar insan ve yetmiş milyar canlılar da daha bu yumurtanın üzerinde yaşıyoruz. Aslında karıncalar dünyasından beter küçük bir alemiz, ama yüce Allah bize değer vermiş, bizi insan olarak yaratmış, vahyine muhatap kılmış. Bu gerçeği unutanların  vay haline!   Ne yazık ki mal, makam ve nüfuz çokluğu insanı bazen gaflete düşürebiliyor, marifet ve hikmetten yoksun bilgi de insanı şımartıyor. Unutmayalım İman tıpkı Oruç gibidir, nasıl ki akşam ezanına 10 dakika kala bir şeyler yerseniz orucunuz bozulur, aynen öyle de imanınızı sekeratı mevte kadar imanınızı muhafaza etmek durumundasınız.

Yüzyıllar önce kaleme alınmış bir kitapta okumuştum, Zelzele ile ilgili şöyle bir yorum yapılıyordu. Yerin belli ana damarları var ve bu damarların uçları bir melaikenin elindedir, yüce Allah hangisini murad ederse o damarı titretir, bence akla yatkın bir yaklaşımdır. Bu gün yapılan araştırmalar, çalışmalar sonucu o damarlar  fay hatları olarak belirlenmiştir. Ona bağlı olarak birinci, ikinci, üçüncü kuşak deprem bölgeleri dahi pozitif bilim tespit etmiştir.

Peki bize düşen nedir? mümkünse fay hatlarının geçtiği yerlerde ev/bina yapmamaktır, şayet yaparsak depreme dayanıklı yapmamız lazım. Onun için “Deprem öldürmez, bina öldürür” deniliyor. Aslında deprem gök gürültüsü düzeyinde bir olaydır. Bir makul Müslüman’ın kullandığı şu ifade sosyal medyaya düştü, şöyle demişti “ben gök gürültüsünü çok severim, hükümranlığım kimde olduğu anlaşılıyor” gerçekten ben benim diyen ne kadar insan varsa gök gürlediği zaman ürküyor/ korkuyor.

Deprem de böyle bir şey “hükümranlığın kimde olduğunu bize hatırlatıyor.” Yoksa depremden amaç yüce Allahın kullarını cezalandırması öldürmesi olduğunu sanmıyorum.   Yüce Allah emr ederse Hz.Cebrail’i Emin kanadını bir yerleşim alanına vurur, yerle bir eder, taş üstüne taş kalmaz. Ama Allah(cc) kullarını bu dünyada serbest bırakmış, çünkü kul imtihandadır, muhasebe ebedi hayatta yapılacak. 124 bin Peygamber, 313 Resul’ün (aleyhimüsselam) bize verdikleri bilgi bu; Haşır var, Mizan var, Cennet ve Cehennem var. Allah dediği için kesin doğrudur, ama akıl burada iflas ediyor, sonsuzluğu kavrayamadığı için. “Zira bu mizan bu sıkleti çekmez.” Onun için müminlerin bir vasfı da gayba inanmaktır. Her şey akıl ölçüsünde olsaydı, imtihanın bir değeri kalmazdı.   Evet geçen hafta merkez üstü Sivrice olan 6.8 şiddetinde bir deprem Elazığ’da geçirdik.Allah bir daha göstermesin, vefat edenlere rahmet eylesin, yaralılara hayırlı şifalar diliyorum. Elazığlıların, Tüm Türkiye’nin başı sağ olsun. 81 il düzeyinde insanımızın birbirini nasıl sahiplendiğine bir daha şahit olduk. İnşallah siyasilerimiz de bundan bir ders çıkarırlar.

Bu ülkenin sulh ve selamete ihtiyacı var. Külliye’ye de Meclise de sesleniyorum! 82 milyon vatandaşlarımızın ortak menfaatini düşünerek politikalar üretin. Büyük zelzele gelmeden ruhlarımızla selamlaşıp, huzurlu bir şekilde Allah’ın huzuruna gidelim.   Ne mutlu mümin olana,  Müslüman olarak yaşayana,  insanlara selam ve dua edip,  selam ve dua alana. Selam ve selametle kalın.

Eyüphan KAYA

Afganistan

Afganistan
Farsça:
جمهوری اسلامی افغانستان
Jomhūrī-ye Eslāmī-ye Afġānistān Peştuca:
د افغانستان اسلامي جمهوریت 
Da Afġānistān Islāmī Jomhoriyat

Afganistan İslam Cumhuriyeti
Afganistan bayrağı
Bayrak
{{{arma_açıklaması}}}
Arma
Slogan
لا إله إلاَّ الله و أشهد أن محمد رسول الله
Allah’tan Başka İlah Yoktur ve Muhammed Onun Elçisidir.
Millî marş: “Milli Sorud”

MENÜ
0:00
Afganistan haritadaki konumu
Başkent

ve
Kâbil
Resmî diller Darice, Peştuca
Hükûmet Başkanlık Tipi Cumhuriyet
• Devlet başkanı
Eşref Gani Ahmedzai
• Başkan yardımcısı
Abdül Reşid Dostum
• Genel Vali
Abdullah Abdullah
Tarihçe
• Bağımsızlık
– Tarih
Birleşik Krallık’tan
19 Ağustos 1919
Yüzölçümü
• Toplam
652.864[1] km2(252.072 sq mi)
Nüfus
• 2014 sayımı
31,822,848[2] (40.)
• Yoğunluk
43/km2 (111,4/sq mi)
GSYİH (SAGP) 2014 tahminî
• Toplam
$36.838 milyar[3]
• Kişi başına
$1,177[3]
GSYİH (nominal) 2014 tahminî
• Toplam
$21.747 milyar[3]
• Kişi başına
$695[3]
Para birimi Afgani
Zaman dilimi UTC +4:30
Telefon kodu +93
İnternet alan adı .af

Afganistan, resmî adıyla Afganistan İslam Cumhuriyeti Orta Asya’da yer alan ve denize sınırı olmayan bir ülkedir. Orta Asya’da bulunur; ama etnik ve kültürel bağlarından dolayı bazı kaynaklar tarafından Orta Doğu’da kabul edilir. Doğu ve güneyde Pakistan, batıda İran, kuzeyde Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan, doğuda da ufak bir sınırla Çin ile çevrilidir.

Afganistan, farklı ülkerden gelen ulusları da barındırır. Ayrıca nüfusa oranları %5’i geçmeyen birçok etnik kökenli halk da (örneğin Beluçlar, Türkmenler, Nuristaniler, Araplarvs.) bu ülkede yaşamaktadır.

Ticaretin merkez noktalarından birinde olan Afganistan, bu stratejik konumu nedeniyle tarih boyunca İranlılar, Yunanlar, Araplar, Moğollar, Britanyalılar ve Sovyetler gibi çeşitli ulusların istilasına uğramıştır.[4]

İçindekiler

  • 1Etimoloji
  • 2Tarihçe
    • 2.1Sovyet-Afgan Savaşı
    • 2.2ABD ve Koalisyon İşgali
  • 3Coğrafya
  • 4Nüfus Yapısı
    • 4.1Etnik Gruplar
  • 5Din
  • 6Ekonomi
  • 7Ulaşım ve Taşımacılık
  • 8Eğitim
  • 9İdari yapı
  • 10Kaynakça
  • 11Dış bağlantılar

Etimoloji[değiştir | kaynağı değiştir]

Afganistan ismi (Farsça: افغانستان), Afgan toprakları anlamına gelir.

Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

Arkeolojik kazılarda paleolitik, mezolitik, neolitik, bronz ve demir çağlarına ait tipik eserlere rastlanan Afganistan topraklarında, kentsel yaşamın MÖ 3000 ile MÖ 2000 yılları arasında başlamış olabileceği değerlendirilmektedir. Afganistan’da Ahameniş hakimiyeti II. Kiros tarafından MÖ 6. yüzyılda kurulmuş ve I. Darius tarafından güçlendirilmiştir. Bu siyasi varlık Büyük İskender’in Afganistan fetihlerine kadar hüküm sürmüştür.

Büyük İskender’in Keyaniyan Devleti’ni yıkması ile Makedonyalılar Afganistan topraklarında hüküm sürmeye başlamıştır. Afganistan’daki son Yunan Kral Hermaeus, MS 45 yılına doğru Kuşanların egemenliğini kabul etmiştir. Bu döneme kadar yaklaşık iki yüz yıl, küçük Yunan prenslikleri, Yüeçilerin baskısı ile kuzeyden güneye sürülerek Afganistan’ın büyük bir kısmını işgal eden İskitler ve işgalci diğer kavimlerle beraber yaşamışlardır. İskitler Afganistan’dan Hindistan’a Baltistan, İran’a Herat üzerinden yürümekle birlikte bugün Sistan olarak anılan o zamanki “Drangiana” bölgesini ele geçirmişlerdir. İskitler ayrıca Büyük İskender’in haleflerinden bir Yunan prensin elindeki Baktriya’yı işgal etmişlerdir. Ancak Yüeçilerin baskısı devam edince buradan da çıkmak zorunda kalmışlardır.

Sistan (Sakastana) bölgesindeki İskitler üzerinde önemli etkiler bırakan Part İmparatorluğu, Baktriana Devleti’nin kurulduğu dönemlerde Kuzey İran’da siyasi bir varlık olarak ortaya çıkmıştır. Yüeçiler MÖ 140 yılında Kuşanların liderliğinde Baktria bölgesi ele geçirerek egemenlikleri altına almaları sonucu bölgenin etnik ve kültürel yapısı bu yeni katılımla daha da zenginleşmiştir. Yüeçiler’in beş kolundan biri olan Kuşanlar, diğer Yüeçi prenslikleri üzerinde hakimiyet kurduktan sonra Afganistan’da bulunan rakip devletleri MÖ 50 ile MS 50 yılları arasında etkisiz hale getirmeyi başarmışlardır. Kuşanlar, Part İmparatorluğu’na boyun eğdirmiş ve Kabil’i de ele geçirmişlerdir. Kuşan hakimiyet alanı I. Kaphidies zamanında Afganistan’ı da içine alacak şekilde Parthia ülkesinden Ganj Nehri’ne kadar, kuzeyde ise Soğd ülkesine kadar genişlemiştir. Bugünkü Bagram şehri ise iki bin yıl önce Kuşanlara başkentlik yapmıştır.

Kuşanlardan sonra Akhunlar 460 yılı civarında, Hazar Denizi’nden başlayan ve doğuya doğru Kuzey Afganistan’ı da içine alan bir devlet kurmuşlardır. Bölgenin Akhun hakimiyetine girmesine kadar devam eden dönem, Afganistan’da İran ve Hindistan nüfuz mücadelesi dönemi olmuştur. Bu dönemde Partların etkisi tamamıyla ortadan kalkmış ve onların yerini Sasaniler almıştır. Kuşanların Afganistan’daki hakimiyeti 5. yüzyıl sonuna doğru Sasanilerle mücadele eden Akhunların bölgeyi istila etmelerine kadar sürmüştür. Akhunların güçlenmesi ile etkisizleşen Kuşan beyleri ise “Şahi” unvanı ile Müslümanların Afganistan topraklarında görülmeye başladıkları 880 yılına kadar Kabil’de hüküm sürmeye devam etmişlerdir.

Arap ordularının önce 636 yılında El Kadisiye’de, ardından 642 yılında Nihavend Savaşı’nda Sasanileri yenmeleri ile İslamiyetin yayılması doğuya doğru ivme kazanmıştır. Basra Valisi Abdullah Bin Amir 650 yılında bir ordusunu Horasan’a, diğer bir ordusunu da Sasani Kralı III. Yezdigirt’in peşinden Sistan’a doğru göndermiştir. Sasani Kralı’nın ele geçirilip öldürüldüğü bu sefer sonunda Arap orduları ilk defa Batı ve Kuzey Afganistan’ı, Baktria ve Herat’ı işgal etmişlerse de bölgede tamamen hakimiyet kuramamışlardır. Ancak Muaviye döneminde, 698 ve 700 yılında İslam orduları Kabil’i almak için saldırılarda bulunmuştur. 861 yılında Sistan’daki askeri güce komuta etmeye başlayan Yakub bin Leys komutasındaki Saffariler, 867 yılında Kirman, Şiraz ve Herat’ı ele geçirdi. 871 yılında ise Belh, Toharistan ve Kabil bölgesinin yönetimi halife tarafından Yakub bin Leys’e verilmiştir. İran Platosu, Orta Asya ve Hindistan Alt Kıtası arasında bu üç istikamete bağlantı sağlayan stratejik özelliği ile Kabil Vadisi, yükselen İslamiyet dalgasına karşı uzun yıllar direniş merkezi olmuştur. Bu dönemde Orta Asya kökenli kavimlerin Afganistan’daki hakimiyetlerinin öne çıktığı görülmektedir.

Afganistan toprakları bu zaman diliminde Türk soylu kavimler ile İrani kavimler arasında bir mücadele ve hakimiyet sahası olmuştur. Saffarilerin 900 yılında Samanîlere mağlup olmasıyla Afganistan’ın bir bölümü Samani egemenliğine geçti. Gazneliler Hanedanı’nın asıl kurucusu Sebük Tigin, Samanilerin otoritesini tanımakla birlikte kendi adına para bastırmış, Zamin-Davar, Gor ve Zabilistan, bölgesinde güçlü bir otorite tesis etmiştir. Afganistan’da böylelikle egemenlik kuran Sebük Tigin, Gazne’yi işgal eden ve Kabil bölgesinde hakimiyet kurmaya çalışan Pencab Racası Jaipal’a karşı başlattığı mücadele sonunda 988 yılında Kabil ve civarını kendi hakimiyet alanına alarak Gazne Devleti topraklarına katmıştır. Taciklerin bir kolu olan Gurlular ile Behramşah’ın uzun süren mücadelesi Gaznelilerin aleyhine sonuçlanmış ve Gazne, Gurlu beyi Alaaddin tarafından ele geçirilmiştir. Gurlular 1187 yılında Gazne Devleti’ni tamamen ortadan kaldırmıştır. Ancak Gurluların Afganistan Platosu’nda kurmuş oldukları hakimiyet de uzun sürmemiştir. Gurlu ordusu 1204 yılında Harzemşahlar ve Karahitayların müşterek ordusuna karşı yapmış olduğu savaşta yenilmesinden sonra Gazne bir süre Gurlu ordusunda görevli Türk komutanların denetimine geçmiştir. Gazne, 1215 yılında Harzemşahlar tarafından ele geçirilmiş ve Gurlular dönemi Afganistan’da tamamen kapanmıştır. Harzemşahların egemenliği de uzun sürmemiş, Cengiz Han önderliğindeki Moğollar tarafından Gazne, Kabil ve 1222 yılında Herat ele geçirildi. Ögeday’in ölümü ve Moğol İmparatorluğunun bölünmesi üzerine Afganistan, İlhanlıların yönetimine girmiştir.

Bölgedeki Moğol egemenliği, 14. yüzyıl sonlarında Timur ordularınca sona erdirilmiştir. Timur’un kurduğu devlet, ölümünden sonra dağılmışsa da torunlarından Muhammed Babür’ün bölgede kurduğu Türk devleti uzun süre yaşamıştır. Babür’ün Afganistan’ı merkez yaparak kurduğu devlet, sadece buraya değil Hindistan’a da Türkler’in tekrar yerleşmesini sağlamıştır.

Babür Devleti, Afganistan’ı hakimiyet altında tutmakla birlikte Hindistan ve Afganistan arası dengeyi sağlayamamış ve ağırlığı Hindistan’a kaydırmıştır. Bu durum; kuzeyden Özbekler ve kuzeybatıdan da SafevilerinAfganistan’a inmesine sebep olmuştur. Böylece 17. yüzyılın ortalarına doğru Abdali ve Galzay adını almış olan Halaçlar, dağlık bölgelerden Kandehar ve Zemindaver’in daha verimli bölgesi olan Tarnak Argandap vadilerine göçmüşlerdir.

18. yüzyılda Babür Devleti’nin zayıflaması üzerine, Afgan kabileleri de bağımsız hareket etmeye başlamıştır. Bu durumda Gılzay gibi bazı kabilelerin Babür, Abdaliler gibi bazılarının da İran tarafında yer almaları, ülkedeki karışıklığı artırmıştır. Bu esnada Nadir Kulu komutasındaki Türkmen ordusu Afganistan ve İran’ı yönetim altına almış; Hindistan Babür Türk Devletini de vergiye bağlamıştır. Nadir Şah’ın ölümünden sonra yönetime geçen Ahmet Şah, Hindistan’daki Babür Devleti’ni hakimiyeti altına almıştır (1756-1757).

Bu yıllarda İran’ın sergilediği yayılmacı politikanın tehlikesini gören Ahmet Şah, bu konuda Osmanlı Devleti ile ortak hareket etmeyi istedi ise de, girişimlerinden bir netice alamamıştır. Ahmet Şah’tan sonra Afganistan yönetiminde bulunan Timur Şah ve Zaman Şah dönemlerinde ülke, önceki ihtişamlı ve güçlü durumunu koruyamamış, iç karışıklıklar baş göstermiştir.

Bu karışılıklar 19. yüzyılın ilk çeyreğine kadar sürdükten sonra, Dost Muhammed’in yönetime geçmesi ile ülkedeki birlik tekrar sağlanmıştır. Ancak bu dönemde ise Kuzey Hindistan, Afgan birliğini zayıflatma çabası içine girmiştir. Bu yıllarda İngilizler’in yavaş yavaş Hindistan’ı hakimiyetleri altına aldıkları gözlenmektedir. İlk Afgan-İngiliz ilişkisi, Kuzey Hindistan’da Peşaver probleminin çözümünde İngiliz hakemliği ile olmuştur. Arkasından 1839-1842 yılları arasında süren Birinci İngiliz-Afgan Savaşı patlak vermiştir.

Dost Muhammed, ülkesi İngilizler’ce işgal edilmesine rağmen 1863’te Kabil’e dönerek tekrar Afgan birliğini sağlamıştı. Dost Muhammed’in 9 Haziran 1863 tarihinde vefat etmesi ile Afganistan, tekrar iktidar mücadele kaosuna sürüklenmiştir. Oğlu Şir Ali’nin 1868’de iktidarı ele geçirmesiyle bu mücadele durulmuştur. Ruslar’ın Türkistan’ı işgali, Afganlar ile İngilizleri doğal müttefik yapmıştır. Ruslar, Türkistan’ı işgal etmelerine rağmen Afganistan önderliğinde Orta Asya Devletleri’ni de içine alan bir birlik oluşmasından hep çekinmişlerdir.

1879’da vefat eden Şir Ali’nin yerine Yakup Han geçtiyse de, kısa bir süre sonra Afganistan’ın hakimiyetini Abdurrahman Han ele geçirmiştir. 1901’de vefat eden Abdurrahman Han zamanında İkinci İngiliz-Afgan savaşıyaşanmıştır (1878-1880). Bu savaş sonunda ülke, büyük çapta harap olmuş ve millî birlik zayıflamıştır. Afganistan’ın içinde bulunduğu bu olumsuz şartları fırsat bilen Ruslar, 1881’de Türkmenistan’ı işgal etmiş ve böylece de Afganistan ile komşu olmuşlardır. 1901’de başa geçen Habibullah Han, 1919’da ölünce yerine Emanullah Han geçti. Emanullah Han, Hindistan’daki İngiliz valiye bir mektup göndererek Afganistan’ın bağımsız bir devlet olduğunu ve İngiltere ile iyi ilişkiler kurmak istediğini iletmiştir.

İngiltere ise Afganistan bağımsızlığını kabul edip-etmemekte tereddüt etmiştir. Bu durum ilişkilerin gerginleşmesine ve Üçüncü İngiliz-Afgan Savaşı’nın başlamasına sebep olmuştur (1919). Bu savaşta başarı elde edemeyen İngilizler, 8 Ağustos 1919’da yapılan anlaşma ile Afganistan’ın bağımsızlığını tanımıştır.

Sovyet-Afgan Savaşı[değiştir | kaynağı değiştir]

Sovyetler Birliği, 1979’da Afganistandaki Marksist hükümetin isteğiyle işgal etmiş ve kendi denetiminde bir sosyalist Afgan yönetimi kurdurmuştur. Buna tepki gösteren yerel güçler, Batı ülkelerinin de desteğiyle SSCB’ye karşı bir silahlı mücadele başlatmışlar ve pek çok bölgede egemenlik sağlayacak düzeyde başarı göstermişlerdir. Tüm bu yıpratıcı mücadele SSCB’nin içinde bulunduğu zor ekonomik durumu daha da ağırlaştırmış ve SSCB’nin dağılmasıyla sonuçlanacak olaylara büyük bir etki yapmıştı.

ABD ve Koalisyon İşgali[değiştir | kaynağı değiştir]

Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan 11 Eylül saldırılarının sorumlusu olarak ilan edilen el-Kaide’nin bu bölgede yerleştiği iddiaları, Taliban rejiminin bu olaya müdahale etmemesi ve kaynak sağladığı iddiasıyla ABD ve koalisyon güçleri tarafından işgal edilmiş ve Taliban yönetimden uzaklaştırılmıştır.

Coğrafya[değiştir | kaynağı değiştir]

Topoğrafya Haritası

Afganistan genellikle engebeli bir araziye sahiptir. Ülkenin doğusundan içlerine uzanan ve himalaya dağlarının bir uzantısı olan Hindukuş Dağları, güneyindeki Çağay Dağlarıve kuzeydeki Pamir Dağları ülkenin başlıca yükseltileridir.Ülkenin en yüksek noktası Hindukuş Dağları’ndaki 7492 m. ile Nowşak tepesidir. Ülkenin güneybatısı ve batısı dağlık değildir. Ancak fazla akarsu kaynağı olmaması nedeniyle tarım yapılamaz. Ülkede başlıca Amu Derya, Helmend, Farahrud, Murgap ve Herirud nehirleri vardır.

Nüfus Yapısı[değiştir | kaynağı değiştir]

Kâbil

Afganistan’ın nüfusu 2011 Temmuz ayı verilerine göre) 29.835.392 kişidir.[5] Nüfusun %44,6’sını 0-14 yaş grubu oluşturmaktadır (erkek 7.095.117/kadın 6.763.759). 15-64 yaş aralığı ise nüfusun %52,9’unu oluşturmaktadır (erkek 8.436.716/kadın 8.008.463). 65 yaş ve üzeri ise %2,4 gibi bir orana sahiptir (erkek 366.642/kadın 386.300).[kaynak belirtilmeli] Oldukça genç bir nüfusa sahip olan Afganistan’da bebek ölüm oranı her 1000 bebekten 160,23 ölüm şeklinde gerçekleşmektedir. Ortalama çocuk sayısı her 1 kadına 6,69 çocuk şeklindedir. Nüfus artış oranı %2,67 olan Afganistan’da mülteci nüfusu da önemli bir oran teşkil eder. Her 1000 kişiden 23,06’sı mülteci statüsündedir. Bu oran İran mültecilerini de kapsamaktadır. Ortalama yaş (ömür) beklentisi erkeklerde 43,16 yıl, kadınlarda 43,53 yıl ve ortalama 43,34 yıl olarak gerçekleşmektedir.[kaynak belirtilmeli]

HIV/AIDS – hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı %0,01 olarak gerçekleşmiştir.

Afganistan’da nüfusun %44,6’sını 0-14 yaş grubu oluşturmaktadır. Ortalama çocuk sayısı her 1 kadına 6,69 çocuk şeklindedir. Kâbil, Afganistan’da çocuklar.

Yüzölçümü yaklaşık Fransa kadar olan Afganistan’ı Hindukuş ve Pamir sıradağı zincirleri kuzey ve güney olmak üzere iki bölüme ayırır. 1979’da, Sovyet-Afgan Savaşı öncesi yaklaşık 15 milyon nüfusu bulunan Afganistan’ın 2006 itibarıyla tahmini nüfusu 30 milyon’dur.[kaynak belirtilmeli]

Başkent Kabil ülkenin en büyük kentidir; diğer önemli kentler batıda Herat, güneyde Kandahar ve kuzeyde Mezar-ı Şerif’tir. Yerel ve ulusal düzeyde bütünleşmenin zayıf olduğu Afganistan’da coğrafi engellerin yanında toplumsal hayatın da büyük sorunları vardır. Okuma yazma oranı yüzde 10 civarında olan Afganistan fert başına düşen gelir bakımından da dünyanın en yoksul ülkeleri arasındadır.

Etnik Gruplar[değiştir | kaynağı değiştir]

Afganistanda Etnik Gruplar (2005)

2013 itibarıyla Peştun: %42, Tacik: %33, Türk: %12, Hazaralar:%9, Aymak: %4, Beluç: %2, Diğer: %4.[6]

Afganistan’daki Türk halkları genelde Afganistan Özbekleri ve Afganistan Türkmenleri’nden ibarettir. Bunun dışında az da olsa Pamirbölgesinde Kırgızlar da vardır. Rus savaşı esnasında Pamir bölgesindeki Kırgızların büyük kısmı Türkiye’nin Van İline yerleştirilmiş ve yaşadıkları köye Ulupamir ismi verilmiştir. Bölgede hayvancılık ve koruculuk yapmaktadırlar.[7]

Afganistan’daki Türkler, Türkiye’den gidip Afganistan’a yerleşen Türkler’e verilen genel bir addır. Türkiye’den Afganistan’a genellikle işçi göçü olmuştur. Ülkedeki toplam Türk nüfus 4,500 civarıdır. Ülkeye göç ABD tarafından işgal edildikten sonra durma noktasına gelmiştir.

Din[değiştir | kaynağı değiştir]

Halkın %99’u Müslüman’dır. Bunların %80’i Sünni, %19’u Şii Müslümandır. %1’i ise diğer dinlere mensuptur.[8][9]

Ekonomi[değiştir | kaynağı değiştir]

Geleneksel kıyafetleriyle Afgan okul çocukları

Afganistan, kara ile çevrili bir ülkedir, ekonomisi tarıma ve hayvancılığa (koyun ve keçi yetiştirmeye) bağlıdır. 15 milyonluk çalışabilir nüfusa sahiptir. İşgücünün sektörlere göre dağılımında tarım %80, endüstri %10, hizmetler sektörü ise yine %10’luk bir paya sahiptir. Endüstri ağırlıklı olarak küçük çapta tekstil, sabun, mobilya, ayakkabı, gübre, çimento; el yapımı halılar; doğal gaz, yağ, kömür, bakır işletmelerine dayanmaktadır.

Afganistan çok zengin bakır rezervine sahiptir.[10]

Elektrik üretimi 905 milyon kWh olarak gerçekleşmektedir. Buna istinaden tüketim 1.042 milyar kWh olmuştur. Hiç elektrik ihracatı yapamayan Afganistan, 200 milyon kWh elektrik ithalâtı yapmaktadır. Tarım ve hayvancılık ürünleri, haşhaş, buğday, meyveler, fındık; yün ve deridir. İhracat tutarı 2005’te 471 milyon$ olarak gerçekleşmiştir. İhracat ürünleri, haşhaş, meyve ve fındık, el yapımı halılar, yün, pamuk, deri, değerli taş ve mücevherlerdir. İhracat ortakları ise Pakistan, İran, Almanya, Hindistan, Birleşmiş Krallıklar, Belçika, Lüksemburg, Çek Cumhuriyeti’dir. İthalat tutarı, 2005 verileriyle $3.87 milyar dolar olan Afganistan’ın ithalât ürünleri yabancı sermaye, yiyecek ve petrol ürünleri, çok sayıda tüketim malıdır. İthalat ortakları ise Pakistan, İran, Japonya, Singapur, Hindistan, Güney Kore ve Almanya’dır. Para birimi Afgani’dir ve uluslararası ISO kodu “AFA”dır.

Ulaşım ve Taşımacılık[değiştir | kaynağı değiştir]

Demiryollarının toplam uzunluğu 24.6 km, karayolları 42150 km (bunun 12,350 km si asfalt, geri kalanı yani 29,800 km si stabilize yoldur), su yolları 1,200 km dir. Ülkede boru hatlarının toplam uzunluğu 466 km dir. 51 adet havaalanı bulunan Afganistan’ın en büyük havalalanı Kabil Uluslararası Havaalanı’dır. 11 adet helikopter alanı mevcuttur.

Eğitim[değiştir | kaynağı değiştir]

Gardez şehri yakınında bulunan Bamozai ilköğretim okulunun kız sınıfında oturan kız çocukları. Okulun binası yoktur ve dersler açıkhavada bostanın gölgesinde yapılmaktadır. (Paktiya Vilayeti, Afganistan, 2007)

Afganistan eğitim sistemi 6+3+3 şeklinde bir kademelendirme üzerinde şekillenmiştir. Buna ilişkin olarak okul öncesi eğitim ile başlayan süreç (0-3 yaş ve 4-6 yaş iki aşamalıdır), 6 yıllık bir genel öğretim sistemi ile devam etmektedir. Bu aynı zamanda genel okur yazarlık kursları ile de desteklenmektedir. 6. sınıf sonrasında ise ikili bir ayrım ile din eğitimi ağırlıklı ortaokullar ve genel eğitim müfredatını benimsemiş ortaokullarda eğitim verilmektedir. Son aşama olan liseler ise 3 farklı bölümden oluşmaktadır. Bu noktada bir anlamda branş eğitimi almakta olan öğrenciler, öğretmenlik, teknik meslek liseleri ve sosyal bilimler-fen bilimleri ağırlıklı liselerde öğrenim görebilmektedirler. Bundan sonra ise branşlarına ilişkin yüksek öğrenim kurumlarına devam etmektedirler.

Afganistan’da eğitim alanında kadın ve erkek arasında herhangi bir ayrım yapılmamıştır. Her Afgan vatandaşı eğitim hakkından yararlanmada eşit haklara sahiptir. Her 7 yaşına gelen her çocuk devlet okullarından parasız yararlanma hakkına sahiptir. Afganistan Anayasası 43. maddesine göre, devlet okulları parasızdır ve ilköğretim zorunludur. Ancak Afganistan’ın uzun yıllar süren işgallere maruz kalması ve ülkenin içinde bulunduğu siyasi, ekonomik açmazlar eğitim sistemini de olumsuz etkilemiştir. Ülkede 2005 yılı verilerine göre 5 milyona yakın çocuk okullarda eğitim görmüştür. Ancak okullaşma oranındaki düşüklük, öğretmen ve kırtasiye yetersizliği gibi nedenlerden ötürü istenilen verim alınamamaktadır. Buna rağmen 2003 yılında 8.500 çadırda 25.000 civarında öğrenci, bu çadırlarda verilen eğitim hizmetinden yararlanmıştır.[11]

İdari yapı[değiştir | kaynağı değiştir]

Ülke 34 ile ayrılmıştır. Bu iller de kendi içinde volasvaleyi (Peştuca: ولسوالۍ) adı verilen 398 ilçeye ayrılmıştır. Afganistan’ın illeri aşağıdaki haritada numaralandırılmış olarak gösterilmiştir.

Afghanistan provinces numbered.png
  • 1 Badahşan
  • 2 Badgis
  • 3 Baglan
  • 4 Belh
  • 5 Bamyan
  • 6 Daykundi
  • 7 Ferah
  • 8 Faryab
  • 9 Gazni
  • 10 Gur
  • 11 Helmand
  • 12 Herat
  • 13 Cüzcan
  • 14 Kâbil
  • 15 Kandehar
  • 16 Kapisa
  • 17 Host
  • 18 Kunar
  • 19 Kunduz
  • 20 Lagman
  • 21 Lovgar
  • 22 Nangarhar
  • 23 Nimruz
  • 24 Nuristan
  • 25 Uruzgan
  • 26 Paktiya
  • 27 Paktika
  • 28 Pençşir
  • 29 Parvan
  • 30 Samangan
  • 31 Sar-i Pol
  • 32 Tahar
  • 33 Vardak
  • 34 Zabul

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Central Statistics Organization of Afghanistan: Statistical Yearbook 2012-2013: Area and administrative Population
  2. ^ “The World Factbook: Afghanistan”. 6 Kasım 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Temmuz 2014.
  3. ^ a b c d “Afghanistan”. Uluslararası Para Fonu. 6 Kasım 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Nisan 2014.
  4. ^ http://news.bbc.co.uk/onthisday/hi/dates/stories/february/15/newsid_4160000/4160827.stm
  5. ^ DEİK Afganistan Ülke Bülteni Yayın tarihi: Haziran 2011
  6. ^ Afgan Etnik Gruplar: Kısa Bir İnceleme Erişim Tarihi: 17.05.2012 (İngilizce)
  7. ^ Sürgün Sosyolojisi Bağlamında Uygulamalı ve Kıyaslamalı Bir Çözümleme Erişim Tarihi: 17.05.2012
  8. ^ Dünya Dinleri Erişim Tarihi: 17.05.2012
  9. ^ Afganistan Genel Dinleyicisi Erişim Tarihi: 17.05.2012 (İngilizce)
  10. ^ Afganistan Mineralleri Erişim Tarihi: 17.05.2012 (İngilizce)
  11. ^ Afganistan Eğitim Sisteminin İncelenmesi Yayıncı: Fırat Üniversitesi, Erişim Tarihi: 03.01.2010

Traveling to These Cities is Getting More Expensive

Nomads keep moving for different reasons. Nomadic foragers move in search of game, edible plants, and water. The Australian Aborigines, Negritos of Southeast Asia, and San of Africa, for example, traditionally move from camp to camp to hunt and to gather wild plants. Some tribes of the Americas followed this way of life.

Natural environments are often fragile, and may be accidentally damaged, especially when a large number of hikers are involved. For example, years of gathering wood can strip an alpine area of valuable nutrients, and can cause deforestation. The word Nomadd comes from a Greek word that means one who wanders for pasture.

Global City and Financial Centre

The Mountaineers club recommends a list of “Ten Essentials” equipment for hiking, including a compass, a trekking pole, sunglasses, sunscreen, a flashlight, a first aid kit, a fire starter, and a knife. Nomadic foragers move in search of game, edible plants, and water. Nomadic foragers move in search of game, edible plants, and water.

Some species, such as martens or bighorn sheep, are very sensitive to the presence of humans, especially around mating season. Natural environments are often fragile, and may be accidentally damaged, especially when a large number of hikers are involved. Natural environments are often fragile, and may be accidentally damaged, especially when a large number of hikers are involved.

Source: Wikipedia

Are You Not Washing Your Hair Enough?

Because data on the fashion industry typically are reported for national economies and expressed in terms of the industry’s many separate sectors, aggregate figures for world production of textiles and clothing are difficult to obtain. However, U.S. employment declined considerably as production increasingly moved overseas, especially to China.

According to Matika, “Elements of popular culture become fused when a person’s trend is associated with a preference for a genre of music…like music, news or literature, fashion has been fused into everyday lives.” Fashion companies have to do their research to ensure they know its customers’ needs before developing solutions.

Fashion companies have to do their research to ensure they know its customers’ needs.

However, U.S. employment declined considerably as production increasingly moved overseas, especially to China. Because data on the fashion industry typically are reported for national economies and expressed in terms of the industry’s many separate sectors, aggregate figures for world production of textiles and clothing are difficult to obtain.

Military technology has played an important role in the fashion industry. The camouflage pattern in clothing was developed to help military personal be less visible to enemy forces. A trend emerged in the 1960s and camouflage fabric was introduced to street wear. The camouflage fabric trend disappeared and resurfaced several times since then.

The camouflage fabric trend disappeared and resurfaced several times since then.

Fashion companies have to do their research to ensure they know its customers’ needs before developing solutions. According to Matika, “Elements of popular culture become fused when a person’s trend is associated with a preference for a genre of music…like music, news or literature, fashion has been fused into everyday lives.”

A trend emerged in the 1960s and camouflage fabric was introduced to street wear. The camouflage fabric trend disappeared and resurfaced several times since then. Military technology has played an important role in the fashion industry. The camouflage pattern in clothing was developed to help military personal be less visible to enemy forces.

An important factor to take into consideration when thinking of consumers’ needs.

However, U.S. employment declined considerably as production increasingly moved overseas, especially to China. Because data on the fashion industry typically are reported for national economies and expressed in terms of the industry’s many separate sectors, aggregate figures for world production of textiles and clothing are difficult to obtain.

Fashion companies have to do their research to ensure they know its customers’ needs before developing solutions. According to Matika, “Elements of popular culture become fused when a person’s trend is associated with a preference for a genre of music…like music, news or literature, fashion has been fused into everyday lives.”

Source: Wikipedia.

Busy Month of Concerts Coming to City Center

Some performers or groups put on very elaborate and expensive shows. To create a memorable and exciting atmosphere and increase the spectacle, performers frequently include additional entertainment devices. Concerts involving a greater number of artists, especially those that last for multiple days, are known as festivals. Different segments of longer concert tours are known as “legs”.

A concert tour is a series of concerts by an artist or group of artists in different cities or locations. Often concert tours are named, to differentiate different tours by the same artist and associate a specific tour with a particular album or product (for example: Iron Maiden World Slavery Tour).

Concert tour

Especially in the popular music world, such tours can become large-scale enterprises that last for several months or even years, are seen by hundreds of thousands or millions of people, and bring in millions of dollars (or the equivalent) in ticket revenues. Usually, small concert tours are managed by a road manager whereas large concert tours are managed by a tour manager.

While admission to some concerts is free, it is common practice to charge money for concerts by selling admission tickets. Historically, concerts were the primary source of revenue for musicians. Revenue from ticket sales typically goes to the performing artists, producers, venue, organizers and the brokers.

In the largest concert tours it is becoming more common for different legs to employ separate touring production crews and equipment, local to each geographical region. Concert tours are often administered on the local level by concert promoters or by performing arts presenters. Usually, small concert tours are managed by a road manager.

New platforms for festivals are becoming increasingly popular such as Jam Cruise.

Concerts are held in a wide variety and size of settings, from private houses and small nightclubs, dedicated concert halls, entertainment centres and parks to large multipurpose buildings, and even sports stadiums. Indoor concerts held in the largest venues are sometimes called arena concerts or amphitheatre concerts.

In a similar way, a particular musician, band, or genre of music might attract concert attendees with similar dress, hairstyle, and behavior. For example, concert goers in the 1960s often had long hair (sometimes in dread lock form), sandals and inexpensive clothing made of natural fibers.

Source: Wikipedia.

TVSHOW: We’ll double number of original series next year

Television programs may be fictional (as in comedies and dramas), or non-fictional (as in documentary, news, and reality television). It may be topical, or historical. They could be primarily instructional or educational, or entertaining as is the case in situation comedy and game shows. A drama program usually features a set of actors playing characters in a historical or contemporary setting. The program follows their lives and adventures.

To create the pilot, the structure and team of the whole series must be put together. If the network likes the pilot, they pick up the show to air it the next season. Sometimes they save it for mid-season, or request rewrites and further review. Other times, they pass entirely, forcing the show’s creator to “shop it around” to other networks.

The idea for such a program may be generated “in-house” by one of the networks.

The show hires a stable of writers, who usually work in parallel: the first writer works on the first episode, the second on the second episode, etc. When all the writers have been used, episode assignment starts again with the first writer. On other shows, however, the writers work as a team. Sometimes they develop story ideas individually, and pitch them to the show’s creator, who folds them together into a script and rewrites them. If the show is picked up, the network orders a “run” of episodes—usually only six or 13 episodes at first.

For example, the BBC’s long-running soap opera EastEnders is wholly a BBC production, whereas its popular drama Life on Mars was developed by Kudos in association with the broadcaster. However, there are still a significant number of programs (usually sitcoms) that are built around just one or two writers and a small, close-knit production team.

Jessica Doe: “Simple Ways to Prepare Skin for the Holidays”

The human skin is the outer covering of the body. In humans, it is the largest organ of the integumentary system. The skin has up to seven layers of ectodermal tissue and guards the underlying muscles, bones, ligaments and internal organs. Human skin is similar to that of most other mammals. This is often discolored and depigmented.

Because it interfaces with the environment, skin plays an important immunity role in protecting the body against pathogens and excessive water loss. Its other functions are insulation, temperature regulation, sensation, synthesis of vitamin D, and the protection of vitamin B folates. Severely damaged skin will try to heal by forming scar tissue.

#1: Changing Shape and Composition

The epidermis can be further subdivided into the following strata (beginning with the outermost layer): corneum, lucidum (only in palms of hands and bottoms of feet), granulosum, spinosum, basale. Cells are formed through mitosis at the basale layer. The daughter cells (see cell division) move up the strata changing shape and composition as they die due to isolation from their blood source.

The epidermis contains no blood vessels, and is nourished by diffusion from the dermis. The main type of cells which make up the epidermis are keratinocytes, melanocytes, Langerhans cells and Merkels cells. The epidermis helps the skin to regulate body temperature. Severely damaged skin will try to heal by forming scar tissue.

#2: Protection of Vitamins

Because it interfaces with the environment, skin plays an important immunity role in protecting the body against pathogens and excessive water loss. Its other functions are insulation, temperature regulation, sensation, synthesis of vitamin D, and the protection of vitamin B folates. Severely damaged skin will try to heal by forming scar tissue.

The epidermis contains no blood vessels, and cells in the deepest layers are nourished almost exclusively by diffused oxygen from the surrounding air and to a far lesser degree by blood capillaries extending to the outer layers of the dermis. The main type of cells which make up the epidermis are Merkel cells, keratinocytes, with melanocytes and Langerhans cells also present.

#3: Provide the Sense of Touch and Heat

Cells are formed through mitosis at the basale layer. The daughter cells (see cell division) move up the strata changing shape and composition as they die due to isolation from their blood source. The epidermis can be further subdivided into the following strata (beginning with the outermost layer): corneum, lucidum (only in palms of hands and bottoms of feet), granulosum, spinosum, basale.

The main type of cells which make up the epidermis are Merkel cells, keratinocytes, with melanocytes and Langerhans cells also present. The epidermis contains no blood vessels, and cells in the deepest layers are nourished almost exclusively by diffused oxygen from the surrounding air and to a far lesser degree by blood capillaries extending to the outer layers of the dermis.

Source: Wikipedia.

Items to Keep Your Backpack Organized When You Travel

Nomadism is also a lifestyle adapted to infertile regions such as steppe, tundra, or ice and sand, where mobility is the most efficient strategy for exploiting scarce resources. For example, many groups in the tundra are reindeer herders and are semi-nomadic, following forage for their animals. Pastoral nomads make their living raising livestock, such as camels, cattle, goats, horses, sheep, or yaks. These nomads travel to find more camels, goats, and sheep through the deserts of Arabia and northern Africa.

An nomad is a person with no settled home. Who moves from place to place as a way of obtaining food, finding pasture for livestock, or otherwise making a living. The word Nomadd comes from a Greek word that means one who wanders for pasture. Most nomadic groups follow a fixed annual or seasonal pattern of movements and settlements.

Nomads keep moving for different reasons. Nomadic foragers move in search of game, edible plants, and water. The Australian Aborigines, Negritos of Southeast Asia, and San of Africa, for example, traditionally move from camp to camp to hunt and to gather wild plants. Some tribes of the Americas followed this way of life.

Because they usually circle around a large area, a community gets formed and the other families generally know where the other ones are

The winter locations have shelter for the animals and are not used by other families while they are out. In the summer they move to a more open area that the animals can graze. Most nomads usually move in the same region and don’t travel very far to a totally different region.

Following the development of agriculture, most hunter-gatherers were eventually either displaced or converted to farming or pastoralist groups. Only a few contemporary societies are classified as hunter-gatherers, and some supplement, sometimes extensively, their foraging activity with farming and/or keeping animals.

‘Nomadic’ hunter-gatherers (also known as foragers) move from campsite to campsite, following game and wild fruits and vegetables. Most nomads usually move in the same region and don’t travel very far to a totally different region.Hunting and gathering was the ancestral subsistence mode of Homo, and all modern humans were hunter-gatherers until around 10,000 years ago.

In the case of Mongolian nomads, a family moves twice a year. These two movements would generally occur during the summer and winter. The winter location is usually located near mountains in a valley and most families already have their fixed winter locations. Most nomads usually move in the same region and don’t travel very far to a totally different region.

Source: Wikipedia.

How to Eat Healthy: 8 Easy Healthy Eating Tips for Weight Loss

Salt, pepper and other spices were prescribed for various ailments in various preparations for example mixed with vinegar. In the 2nd century BC, Cato the Elder believed that cabbage (or the urine of cabbage-eaters) could cure digestive diseases, ulcers, warts, and intoxication. Living about the turn of the millennium, Aulus Celsus, an ancient Roman doctor, believed in “strong” and “weak” foods (bread for example was strong, as were older animals and vegetables).

Most foods contain a mix of some or all of the nutrient types, together with other substances, such as toxins of various sorts. Some nutrients can be stored internally (e.g., the fat-soluble vitamins), while others are required more or less continuously. Poor health can be caused by a lack of required nutrients or, in extreme cases, too much of a required nutrient. For example, both salt and water (both absolutely required) will cause illness or even death in excessive amounts.

Art Deco style is mainly based on geometric shapes, streamlining, and clean lines. The style offered a sharp, cool look of mechanized living utterly at odds with anything that came before.

The fundamental components of protein are nitrogen-containing amino acids, some of which are essential in the sense that humans cannot make them internally. Some of the amino acids are convertible (with the expenditure of energy) to glucose and can be used for energy production, just as ordinary glucose, in a process known as gluconeogenesis. By breaking down existing protein, the carbon skeleton of the various amino acids can be metabolized to intermediates in cellular respiration; the remaining ammonia is discarded primarily as urea in urine.

Source: Wikipedia.