Genel

Dicle’nin Suyu Mecrasında Akıyor

Prof.Dr.Mehmet Karakoç hocamız Dicle Üniversitesine Rektör olarak atandığından bu yanı, her geçen gün iyi şeyler yapabileceği umudu az daha uyanıyor insanda.

Rektörlüğü ziyaret edenlerden görüş alıyorum, şimdiye kadar olumsuz bir değerlendirme duymadım. Hele ki bir tam gününü basına verip sorulan soruların tamamına yakını içtenlikle cevap verilmesi de ayrı bir samimiyet/zarafet.

Ancak basın mensubu olup bir adım geride duran daha çok pozitif bir şeyleri köşelerinde paylaşan ve “şehir yazarları” olarak bilinen bir grup var, zaman zaman bunlarla da bir araya gelmesinde fayda var kanaatimce. Bu oluşum sadece şehrimize ait bir değerdir.

Bu dördüncü yazımdır ki Rektörlüğün dikkatine yazıyorum. Tabi zaman içinde başka başka yazılar da yazıyor olacağım inşallah, ama bu yazımı müsaadenizle Basın Halkla İlişkilere ayırmayı düşünüyorum.

Halkla ilişkiler Rektörün randevularını ayarlamakla yükümlü olduğu kadar halkı bilgilendirmekle ve halka kulak vermekle de yükümlüdür.

Dicle Üniversitesinin Twettir, Facebook, İnstagram ve Youtubu aktif olmalı ve yakından takip edilmeli, üniversitenin  e-maili günlük kontrol edilmelidir. Bu elektronik iletişim yolları tüm fakültelerde umuma açık yerlerde bir slogan eşliğinde paylaşılmalıdır.

Üniversitenin internet sayfası aktif olmalı, ama nitelikli haberlere ev sahipliği yapmalı, akademik gelişmelerin haberleri sitede yayınlanmalıdır.Dicle Üniversitesi başta olmak üzere ulusal ve uluslar arası düzeyde yeni gelişmeler takip edilmelidir.

Bir ara Dicle Üniversitesini ziyaret edip tecrübe paylaşımında bulunan Aydın Üniversitesi Mütevelli heyeti başkanı Doç.Dr. Mustafa Aydın üniversitemizle kardeş üniversite durumunu konuşmuştuk, bu dönemde bu iş birliği pekiştirilebilir.

Rektörlüğün sosyal medya hesaplarında fakültelerde yapılan etkinlikler ve yenilikler yayınlanmalı, belli bir eylem planı dahilinde çalışmalar yapılıp, haberleştirilmelidir.

Mesela bir günde beş yerde birbirinden habersiz etkinlik yapılacağına bir günde en fazla iki üniversitede etkinlik olmalı, o da mümkünse sabah öğlen sonrası yapılmalıdır. Bu etkinlikler takip edilip, haberleştirilmesi için Rektörlüğe muhakkak önceden bildirilmelidir.

Haber yapıldıktan sonra basının toplu mailinde yerel ve ulusal basınla  paylaşılmalıdır. Beni mazur görün ben birkaç defa Dicle üniversitesi sayfasına baktım üniversitenin iç haberleri dışında pek bir şey fark etmedim.

Fakülteler; Seminerler, Sempozyumlar, Paneller ve Konferanslar vermelidir, çünkü bu tür faaliyetler üniversitelerin olmazsa olmaz çalışmalıdır, öğrenciler buralara yönlendirilmeli, halka da açık olmalıdır.

Mümkünse bu tür çalışmalar sosyal medyada canlı verilmelidir.

Öğretmenlerin branş açısında kendini yenilenmesi için kurslar açılmalıdır. Ders kitaplarının içeriği değişiyor ama öğretmene destek veren yok.

E-mail günlük takip edilmeli öğrencilerden gelen mailler öncelikli olmak üzere halktan gelen tüm mailler değerlendirilmeli, muhakkak cevap verilmelidir.

En az 15 günde bir gazetelerin genel yayın yönetmenleri basın bölümünden aranmalı Üniversite hakkında fısıltı gazetesi ile dolaşan bir haber olup olmadığı öğrenilmeli, şayet bazı isimlerle/fakültelerle ilgili bir sorun varsa 2-3 gün gibi kısa bir zamanda o isimleri bir araya getirerek basın aydınlatılmalıdır. Yoksa hocanın keçisi çalınır, haber “hoca keçiyi çaldı” şeklinde yayılır.

Tabi bu tür önemli, canlı ve hızlı işler yapmak için;

*Zaman lazım.

*Nitelikli insan gücü lazım,

*Parasal imkan lazım.

Zamanımız 4 yıldır; uzun bir zaman, üniversitemiz için bir SWOT analizi yapılırsa ki en geç ilk 100 gün içinde bu analiz yapılıp, ona göre 6 aylık, 2 yıllık ve 4 yıllık bir stratejik eylem planı hazırlanmalıdır.

Öyle bir eylem planı olmalı ki üniversitenin başarı düzeyini beklenmedik bir basamağa çıkarabilen işler içermelidir.

Bu tür çalışmalar; akademisyen bulma, yeni yararlı bölümler açma, enstitüler açma(*), akademisyenler ve öğrenciler arasında mutluluğu artırma, belli alanlarda araştırmalar ortaya koyma, bu yenilikle tüm bölümlerin daha yüksek bir puanla öğrenci almasını sağlamak vs..

Basın halkla ilişkiler elemanları ne derece heyecanlı orasını bilemem, çünkü mesai dahilinde git gel yapan personellerle bu işler yapılmaz.

İmkan elverişliyse bu servise sözleşmeli elemen alınmalıdır. Devlet memuru mantığı ile bu işler yürümez.

Umut ediyorum ki tanıtım için ayrılan paralar bu işler için yeter de artar. İsraftan uzak durmak yeterlidir.

Tabi bu yazı yazarken Üniversitenin yeni yönetiminin uyandırdığı imajdan cesaret alarak yazıyorum. Umut ediyorum bundan sonra Diyarbakır’a yapılan atamada böyle isabetli tercihler yapılır. Bu isabetli tercihten dolayı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a da teşekkür etmeyi bir borç bilirim.

Evet Dicle’nin suyu gibi yeni yönetim doğru bir mecrada yürüyor, bizim vazifemiz de bu akış hızına ivme kazandırmaktır.

Hayırlı olması  dileğiyle.

(*) Ortadoğu Enstitüsü, Risaleyi Nur Enstitüsü, Kürdoloji Enstitüsü, Diyarbekir Enstitüsü, Müslüman Dünya Enstitüsü vs.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: