Genel

BAKAN SOYLU HASSAS BİR BAKAN

Göreve geldiğinden bu yanı yakın takibe aldığım kadarıyla İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bu sürecin gereği olarak gecesini gündüzüne katıp, tam kapasiteyle çalışmalarına devam ediyor.

En ağır hallerde dahi habercilerden önce vatandaşın yanında olduğunu, söylemsek de aleni olup biliniyor, bu tarzından dolayı da takdir topluyor.

Ben konuşmalarından altı çizmeye değer üç cümleyi aklımda tutmuşum ve bu üç cümlesine de bağı olduğunu söz ve davranışlarıyla daima ortaya koyuyor.

Biri şuydu Diyarbakır Silvan’da yaptığı konuşmada “Artık birileri Kürt kızlarını daha kaldırmayacak” o gün bu gündür nerdeyse öyle bir vakayı artık duymadım, orijinal bir Kürt vatandaş olarak bunu çok önemsiyorum. Çünkü bir kürdün bu dünyada iki değeri var; biri Din, diğeri Namustur. Bu iki değeri ondan alırsanız geriye Kürtlüğünden bir şey kalmaz. İtersen at gibi sırtına binersin, isterseniz eline silah verip dağa çıkartırsınız. Dikkat ederseniz PKK ve türevleri de bu iki değerle uğraşıyor/savaşıyor.

İkincisi Diyarbakır merkez ilçe Kayapınar’da yaptığı konuşmada şöyle demişti  “Recep Tayyip Erdoğan Kürt meselesinin çözümü konusunda bir santim dahi geri adım atmamıştır” bu da çok önemli bir beyanattı, bende beyan esastır arkadaş, iç işleri bakanım bunu demişse ben inanırım, o gün bu gündür bu umudumu koruyarak yaşıyorum, ona göre yazıp çiziyorum. Bu meselenin üstünü kapatmak kadar tehlikeli bir sorunumuz yoktur.

Üçüncüsü  canlı yalında program yönetici LGBT’liler hakkında onu sıkıştırarak ondan ılımlı bir ifade almaya çalıştı, ama kendisi dedi ki “Bakın arkadaşlar bu ahlaksız durum için benden ılımlı bir ifade beklemeyin, tarih boyunca istenmeyen insanlığın lanetlediği bu grubu bana kabul ettiremezsiniz”  belki cümle mota mot aynı değil ama bu anlamda ciddi bir ifade kullanmıştı.

Bilmekte fayda var ki, Bakanlıkların en zor olanı İçişleri bakanlığıdır, nerdeyse ülkenin en ücra köşesinde meydana gelen bir olay dahi sizden soruluyor.

Nicel olarak bir milyon civarında olan askeri ve emniyet mensubunun bir neferi dahi anormal bir davranışta bulunsa eleştiri okları İçişleri Bakanına yöneliyor, daha Milli Savunma Bakanına seslenmeyi beceremedik. Çünkü bu personel silahlı ve üniformalı olunca eksisi de artısı da direk devletin hanesine yazılıyor.

Hepinizin duyduğu Beşiri’de meydana gelen o menfur olayın yankısı medyaya yansıyınca kendimce bir araştırma yaptıktan sonra “Beşiri’de devletin karnesi negatif(!) çıktı” başlıklı bir yazı yazdım.

Vatandaştan çok beğeni, takdir ve dua aldım; Samsun, Giresun, İzmir, İstanbul gibi şehirlerimizin internet sitelerinde yayınlandı. Bu konuda hassas olan medya mensuplarına da vatandaşlarımıza da teşekkür ederim.

Bu konuda beni telefonla arayan İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’yu hassasiyetinden dolayı tebrik ediyorum. Sitemkar bir cevap da olsa önemsiyorum.

Dediklerini aynen paylaşıyorum.

“Bey efendi ben Giresun’da afet bölgesindeyim, ne de çok akıl veriyorsunuz, mahkemenin Hakim ben miyim? Mahkeme gönüllü beraberlik diyor serbest bırakıyor, askeriyeden de ihraç edilecek, bir gün de PKK’ye bir şey deseydiniz?” şeklinde sitem etti.

Bunun üzerine sosyal medya hesabımda PKK’ye hitaben yazdığım kısa bir çağrı metnini ona gönderip, görevinde başarılar diledim.

Metin şu;

“Ey PKK Türkiye’den ayrıl, böyle giderse Kürtler sana namluyu çevirecek haberin olsun. Başkasının talimatıyla yaptığın eylemler Kürtlere zarar veriyor. Siz de kendini birilerine kurban etmeyin bence! Türkiye artık sizi kabullenemiyor. Tabi silah bırakmanız da bir çaredir, fakat kırsalımızdan öyle ya da böyle ayrılın.” şeklindeydi.

Biz düşünce adamıysak PKK’yi lanetlemekle vakit geçiremeyiz, ancak bu zihniyetle mücadele etmemiz lazım, ben de onu yapıyorum. Ayrıca günlük siyasetin içinde boğulan Bakanlarımızın, Vekillerimizin de bizi uyaracaklarına yazdıklarımız üzerine düşünmelerini bekliyoruz.

Sene 2010’da Cumhurbaşkanlığı himayesinde çalışmalarını yürüten TASAM’ın organize ettiği İslam Konferansı Örgütü(İKÖ)’nün toplantınsa katılmıştım. Kıbrıs Eski Meclis Başkanı Hakkı Altun konuşmasında şunu söylemişti. “Bir gün Denktaş beni çağırdı ve dedi ki, Hakkı bey biz günlük siyasetin yoğunluğundan dolayı düşünmeye vakit bulamıyoruz, nitelikli bir heyet oluştur, zaman zaman önümüze bir şeyler koysun” aslında biz düşünce adamları olarak bunu yapıyoruz.”padişahım çok yaşa” diyenler zaten çoktur.

Selam ve selametle kalın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: